We will call you
İsim Soyisim
Telefon Numarası
E-Mail
Arama Zamanı
Tatilinizi Birlikte Planlayalım
0242 323 95 05
,

ANTALYA

Tarih, mitoloji, efsane fısıldayan antik kentleri, huzur veren zümrüt yeşili ormanların ve Akdeniz’in pırıl pırıl sularının bir araya geldiği turkuaz sahiliyle Antalya, deniz, güneş, kum ve dahasıyla bir tatil için mükemmel bir tercih.


Derin geçmişi ve köklü bir kültürel mirası ile eşsiz güzellikteki koyları ve yaylaları, bozulmamış plajları, konforlu otel ve marinaları, renkli eğlence mekanları ve sanat dolu festivalleri, Antalya’yı konuklarına sınırsız seçenekler sunan bir turist destinasyonu haline getirmektedir. Günün doğuşundan batışına kadar güneşlenme keyfi; doğa ananın kucağında açık hava sporlarının heyecanını yaşamak, zengin flora ve faunaya sahip milli parkları, antik kentleri, müzeleri ve Kaleiçi’ni keşfetme heyecanı; uzaklara alıp götüren dağların ve huzurlu Akdeniz koylarının gizemi; gece yıldızların altında açık havada opera izlemenin büyüsünü yaşamak; Türk mutfağının eşsiz lezzetlerini tatmak ve partilerin tadını çıkarmak bu seçeneklerden sadece bazıları. 
Ayrıca, konuksever inanları ile tanışmak da, Antalya’da geçirilen keyifli tatilin hoş bir parçası.

Tarihçe

Antik Çağda Antalya’nın yer aldığı kıyı bölgesi ‘’Pamphylia’’ olarak bilinirdi ve burada bulunan tarih öncesi kalıntılar Paleolitik döneme kadar uzanırdı. Hititler döneminde bu toprakların ‘’Arzava’’ olarak bilinen yer olduğu kabul edilmektedir.
Antalya’nın kuruluşuna dair bir efsanede şöyle anlatılır;

Birgün II. Attalos emrindekileri toplar ve ‘’Gidin bana öyle güzel bir yer bulun ki, tüm kralların ve hükümdarların gözü kalsın, gidin bana yeryüzündeki cenneti bulun’’ der ve onları ülkenin dört bir yanına salar. Aylar boyu askerler kralı memnun edecek cennet gibi bir yer ararlar ancak bulamazlar. Ta ki bugünkü Antalya topraklarının bulunduğu topraklara varana dek… Karşılaştıkları böylesine eşsiz doğal güzellik karşısında, krallarının tarif ettiği cennetin burası olduğunu düşünürler. Hiç zaman kaybetmeden krallarına cenneti bulduklarını söylemek için Bergama’ya geri dönerler. Bunun üzerine, Attalos doğal olarak bölgeyi kendi görmek ister ve askerleri ile birlikte Akdeniz kıyılarına doğru yola koyulur. Sonunda, bol ormanla kaptı Toros Dağları’nın eteklerine ulaşır ve Akdeniz’in masmavi sularıyla karşılaşırlar. Gökyüzü mavisinini, kumsalın incecik sarı kumlarıyla karıştığını ve bakir ormanların yeşilini yansıtan denizin derin mavisini görünce hemen büyülenir. Dünyanın en güzel noktası olduğuna ikna olduğu için derhal oraya bir kent kurulmasını emreder. Kurulan kente de kralın onuruna ‘’Attaleia (Attalos’un kenti/yurdu) adı verilir. Bölgede Hititler, Lidyalılar, Persler, Büyük İskender İmparatorluğu, Bizanslar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi birçok devlet kendi zamanlarında hüküm sürmüşlerdir. Evliya Çelebi’den edindiğimiz bilgiye göre yabancıların hayranlıklarını Antalya’nın o zamanki adı olan Adalya’ya ithâfen ‘’Ah Adalya’’ diye haykırarak ifade ederlerdi. Günümüzde ise Antalya ‘’Akdeniz’in incisi’’ ve ‘’Türk Rivierası’’ olarak anılmakta ve dünyanın en ünlü turizm merkezlerinden biridir.